Eski Türk boylarında harem ve çokeşlilik- Moğollardan önceki gerçeklik![]() Bakü – 02.02.26. Taclı Beyim /Türkel Media/: Orta Asya’nın geniş bozkırlarında binlerce yıl hüküm süren eski Türk boyları – Göktürk Kağanlığı, Uygur Kağanlığı ve diğer erken devletler – kültürlerini göçebe yaşam tarzı, töre (geleneksel yasalar) ve Tengri inancı üzerine kurmuşlardı. Bu dönemde “harem” kavramı – yani Osmanlı saraylarındaki gibi büyük, kapalı, hadım muhafızlarla korunan ve yüzlerce cariyenin yaşadığı merkezi bir kadın bölümü – mevcut değildi. Moğol İmparatorluğu (XIII. yüzyıl) büyük çaplı bir devlet kurduğunda, Türk boyları zaten yüzyıllardır imparatorluklar yaratmış, ancak harem gibi yapılaşmış bir kurum oluşturmamışlardı. ![]() Eski Türk toplumunda aile ve evlilik ilişkileri pratik ve göçebe hayata uygundu. Çok eşlilik (poligini) vardı, fakat bu zengin veya yüksek statülü kişiler (kağan, bey, boy başı) için karakteristikti. Siyasi ittifaklar kurmak, varis sayısını artırmak veya savaş ganimeti olarak alınan kadınları entegre etmek amacıyla birden fazla eş almak mümkündü. Ancak sıradan boy üyeleri arasında tek eşlilik (monogami) daha yaygındı. Maddi imkânlar ve göçebe yaşam tarzı büyük haremeleri sürdürmeyi zorlaştırıyordu – kalıcı saraylar, harem daireleri ve hadım muhafızları gibi unsurlar pratik değildi. ![]() Cariye (konkubin) sistemi de Moğol veya Çin saraylarındaki gibi sistematik ve merkezileşmiş değildi. Savaşlarda esir düşen kadınlar veya hizmetçiler eş statüsü kazanabilirdi; çocukları yasal sayılırdı ve mirasta yer alabilirdi. Fakat bu, kapalı harem entrikaları veya orgi benzeri meclislerle ilişkili değildi. Orhun Yazıtları (Bilge Kağan anıtları) kadınları “hatun” olarak yüksek saygıyla anar; hatunlar siyasi kararlarda yer alır, mülk sahibi olabilir, hatta han gibi hüküm sürebilirdi. Kadınların statüsü yüksekti: At binip savaşır, avlanır, boy yönetebilirdi. Bu, eski Türk kültürünün en belirgin özelliklerinden biriydi – kadınlar daha özgür ve toplumun aktif bir üyesi olarak kabul edilirdi. Moğollarla kıyaslandığında fark çok nettir. Cengiz Han ve halefleri imparatorluk kurarken Çin ve Fars etkileriyle konkubin sistemini daha yapılandırılmış hale getirdiler – Kubilay Han’ın sarayında konkubinler için özel kurallar, testler ve sayılar vardı. Bu, büyük imparatorluğun idaresi ve siyasi amaçlarıyla ilgiliydi. Eski Türk devletlerinde ise böyle merkezileşmiş bir harem yoktu; her şey daha sade, töreyle düzenlenen ve göçebe gerçekliğe uygundu. ![]() İslamiyet’in kabulünden sonra (X. yüzyıldan itibaren Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular aracılığıyla) harem sistemi Arap ve Fars modellerinden (Abbâsîler, Safevîler) etkilenerek gelişti. Bu etki Osmanlı’da zirveye ulaştı – büyük saray haremeleri, cariyeler ve siyasi entrikalarla dolu bir sistem oluştu. Ancak eski Türk boylarının döneminde böyle bir manzara yoktu. Onların toplumu kadın-erkek eşitliğine daha yakın, aile ilişkileri ise pratik ve özgürdü. Bu gerçeklik gösteriyor ki, harem sistemi İslamiyet ve yerleşik imparatorluk kültürlerinin etkisiyle şekillenmişti. Eski Türk boyları ise köklerinde daha sade, fakat kadınlara saygılı bir yaşam tarzı yaşamışlardı. Orta Asya’nın bozkırlarında binlerce yıl bu gelenekler hüküm sürmüş, sonraki imparatorluklara etki etse de orijinal biçimini korumuşlardı. |
Son xəbərlər
|
Xəbər lenti
Təqvim
|



