20 Ocak 1990: Kanlı Ocak'ın Gizli Yönleri

20-01-2026, 10:07
Oxunub: 73
Çap et
20 Ocak 1990: Kanlı Ocak'ın Gizli Yönleri

Bakü – 20.01.26. Taclı Beyim /Türkel Media/: 20 Ocak 1990, Azerbaycan tarihine "Kanlı Ocak" olarak kazınan bir facianın yıldönümüdür. Sovyet Ordusu'nun Bakü'ye girerek gerçekleştirdiği katliam, resmi kayıtlarda 131 ila 170 arasında sivilin ölümüyle sonuçlandı. Bu olay, Sovyetler Birliği'nin çöküş sürecinde milliyetçi hareketleri bastırma çabasının kanlı bir örneği olarak görülür. Resmi Sovyet anlatısına göre, müdahale Bakü'deki Ermenilere yönelik saldırıları durdurmak amacıyla yapıldı. Ancak birçok kaynakta, bu iddianın arkasında daha derin motivler yattığı belirtilir: Bağımsızlık taleplerini ezmek ve diğer Sovyet cumhuriyetlerine gözdağı vermek.

1980'lerin sonlarında Dağlık Karabağ sorunu, Ermenistan'ın toprak talepleriyle alevlendi. Aralık 1989'da Ermenistan Parlamentosu'nun Karabağ'ı kendi topraklarına katma kararı, Azerbaycan'da büyük protestolara yol açtı. Bakü'de yüz binlerce kişi Azadlık Meydanı'nda toplanarak Sovyet yönetimine karşı bağımsızlık sloganları attı. Bu mitingler, Sovyetleri tedirgin etti ve müdahale için zemin hazırlandı. Ocak 1990'ın başında Bakü'de Ermenilere karşı şiddet olayları patlak verdi; bu olaylar, resmi olarak "etnik çatışma" olarak nitelendirilse de, bazı iddialara göre Sovyet gizli servisi KGB tarafından provoke edildi. Cinayet ve yağma eylemlerinin, hapishanelerden salıverilen suçlular ve ajanlar aracılığıyla organize edildiği öne sürülür. Bu tırmanış, Sovyet Ordusu'nun şehre girmesine "meşru" bir gerekçe sağladı.

Katliamın en tartışmalı yönlerinden biri, Sovyet gizli servisi KGB'nin olaylardaki payıdır. 19 Ocak gecesi, KGB'ye bağlı özel Alfa Grubu'nun Azerbaycan devlet radyo ve televizyonunun enerji blokunu bombaladığı iddia edilir. Bu sabotaj, ordunun saldırısını halktan ve dış dünyadan gizlemeyi amaçlıyordu. Sovyet birlikleri –yaklaşık 26 bin asker– çeşitli bölgelerden toplanarak Bakü'yü kuşattı. Birliklerin içinde Ermeni asıllı subay ve askerlerin fazla olması, saldırının etnik bir boyutu olduğu şüphesini artırır. Bazı kaynaklarda, bu planın Gorbaçov'un emriyle hazırlandığı ve Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü taleplerini bastırmayı hedeflediği belirtilir. Müdahale, Sovyet Anayasası'na aykırı bir kararnameyle gerçekleştirildi ve özgürlük mücadelesini kırmayı amaçladı.
19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece, Sovyet Ordusu Bakü'yü havadan, karadan ve denizden kuşatarak saldırıya geçti. Tanklar, ağır makineli silahlar ve keskin nişancılarla donatılmış birlikler, savunmasız sivillere ateş açtı. Yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapılmadan herkes hedef alındı; tanklar insanları ezerken, ambulanslar ve otobüsler dahi vuruldu. Resmi rakamlara göre 132 kişi şehit oldu, 612'si yaralandı ve 841'i tutuklandı. Ancak bağımsız kaynaklarda ölü sayısı 147'ye kadar çıkarken, yaralıların 744'ü aştığı kaydedilir. Saldırı sadece Bakü'yle sınırlı kalmadı; Gence, Lenkeran ve Neftçala gibi bölgelerde de ek katliamlar yaşandı. Bu vahşet, din ve milliyet tanımadan herkesi etkiledi; katledilenler arasında Rus ve Yahudi kökenliler de vardı.

Olaylar sırasında ve sonrasında yoğun sansür uygulandı. Azerbaycan medyasında 9 gün boyunca hiçbir haber yayımlanmadı, bu da Sovyet yönetiminin bilgi akışını kontrol ettiğini gösterir. Uluslararası toplumda ise katliam büyük tepki yarattı; ancak Sovyet arşivlerinin tam açılmaması nedeniyle birçok detay hâlâ gizemini korur. Bazı araştırmalarda, müdahalenin Sovyetler Birliği'nin çöküşünü hızlandırdığı vurgulanır, çünkü Azerbaycan halkında derin bir öfke uyandırdı ve bağımsızlık mücadelesini güçlendirdi.

Kanlı Ocak, Azerbaycan'ın bağımsızlık yolunda bir dönüm noktası oldu. Sovyet zulmüne karşı direnişin sembolü haline gelen bu facia, sadece Azerbaycan'ı değil, tüm Türk dünyasını etkiledi. Bugün hâlâ şehitler anıtlarında anılan olay, insanlık tarihinin kara bir sayfası olarak kalır. Araştırmalar, bu katliamın arkasındaki gizli motivlerin tam olarak aydınlatılması için Sovyet arşivlerinin açılmasını talep eder. Ancak bilinen gerçekler, emperyalist baskılara karşı halk direnişinin gücünü bir kez daha kanıtlar.