SÖZLERİN DEĞERİNE ADANMIŞ BİR HAYAT![]() Bakü – 18.12.25. Tapdıg Alibeyli /Türkel Media/: Söz Adamı'nı düşündüğüm her seferinde, klasik edebiyatımızın zirvelerinden biri olan, eşsiz manevi-sanatsal değerleri, ahlaki-eğitici önemiyle edebi mirası antik çağı kadar çağdaş olan Muhammed Fuzuli'nin şu dizeleri aklıma gelir: Artıran söz qədrini sidq ilə qədrin artırar, Kim nə miqdar olsa, əhlin eylər ol miqdar söz. 70 yıllık ömrü ve desteği Söz'den gelen nefesle süslenmiş Adalet Nebi Garabulud, bu Söz Adamlarından biridir. O sadece bir gazeteci, şair veya entelektüel değil; Azerbaycan kamuoyu düşüncesinin, söz kültürünün ve yurttaşlık onurunun bütün bir sahnesidir. 19 Aralık 1955'te, Ağsu'nun sınırsız ruhuna dalmış bu çocuk, daha sonra o toprakların adını Azerbaycan'ın kamuoyuna taşıdı. Agsu Şehri 1 Numaralı Ortaokulunda attığı ilk adımlarla başlayan ve Azerbaycan Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesine uzanan yol, sanki kader tarafından önceden belirlenmiş gibiydi. Bu yol ne kadar zor ve meşakkatli olursa olsun, daha da parlaktı; çünkü onu sözüne, vicdanına ve hakikatine olan sorumluluk yönlendiriyordu. Adalat Garabulud'un basın dünyasına girişi 1970 yılında başladı. O zamanlar bölgesel bir gazetede çalışmak, aslında hayatla en yakın temas noktasıydı. "Birlik" gazetesi de onun için bir okul oldu; matbaa müdürlüğünden baş editörlüğe uzanan bu yol, sıkı çalışma, profesyonellik ve azmin sonucuydu. Her satırda, her yazıda, her başlıkta hem sorumluluğu hem de gazeteciliğe olan tutkusu hissediliyordu. 2000 yılında Bakü'ye taşınması, onu bir halkla ilişkiler uzmanı ve organizatör olarak yeni bir aşamaya soktu. "Paklig" ve "Hüriyet" gibi gazetelerdeki çalışmaları, hiciv dergisi "Gulagburması"nın liderliği ve "Kaynar Hat" gazetesinin baş editörü olarak yürüttüğü faaliyetler, basındaki ufkunu daha da genişletti. Bu adımlar tesadüf değildi; ülkenin basınının zincirlendiği, ancak aynı zamanda yeni bir nefese çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde ortaya çıktı. Bugün Adalat Nabi Garabulud, Bakü Enformasyon Ajansı - BIA.az'ın genel müdürü olarak faaliyetlerine devam ediyor. Bu pozisyon sadece bir görev değil, aynı zamanda kamuoyunun sözünün sorumluluğunu taşımak, bilginin güvenilirliğini garanti altına almak ve gündemi takip etmek anlamına geliyor. Adalat Bey ayrıca, merkezi Türkiye'nin başkenti Ankara'da bulunan Azerbaycan Cumhuriyeti Turan Devlet Kuruluşları Temsilciliği'nin basın sözcüsü olarak da görev yapıyor. Adalat Garabulud sadece bir yazar değil. Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin ön saflarında yer alan aydınlardan biridir. APR'nin kuruluşundan bu yana Yüksek Kurul üyesi, Ağsu şubesi yönetim kurulu üyesi ve 1991'den beri Ağsu ilçe şubesi başkanı olan Adalat Bey'in faaliyetleri büyük fedakarlıklar gerektirmiştir. Bu sadece siyasi bir faaliyet değil, ömür boyu süren bir vicdan görevinin yerine getirilmesiydi. Bazen bir gazetecinin kalemi ordudan daha güçlüdür, çünkü o kalem halkın sesini, hakikatin sözünü ve devletin geleceğini dile getirir. Adalat Bey'in bir sözü vardır: "Kalem adamı yaşlandıkça sıradan insanlardan tamamen farklı görünür..." Bu fikir, hem yaratıcılığının hem de yaşam felsefesinin en doğru değerlendirmesidir. Çünkü yaşlandıkça daha da gençleşmiş gibiydi; düşüncelerindeki bilgelik, sözlerindeki derinlik ve duruşundaki ilkelilik daha da güçlendi. Yıllar içinde, sadece basında değil, toplumun hafızasında da iz bırakan eserler, makaleler ve şiirler yazdı. Şiirleri, gazeteciliği kadar şeffaf ve samimi, aynı zamanda keskin ve etkileyici. Şiir ve gazetecilik gibi iki alanı birleştirmek herkesin yapabileceği bir şey değil. Adalat Garabulud'un çalışmalarının en çarpıcı yönlerinden biri, şiirdeki samimiyeti gazeteciliğin titizliğiyle birleştirmesidir. Şiirleri hem vatan sevgisini, hem insan kaderini, hem de hayatın kendisi kadar büyük bir felsefeyi içerir. O, zamanın ruhunu şiirde yakalayabilen, kelimenin hem ışık hem de şafak gibi yanmasını isteyen şairlerden biridir. Şiirlerindeki sözler yapay duygulardan değil, yaşanmış bir hayatın deneyiminden doğar. Bu nedenle okuyucu, kendi acısını ve kendi sevincini dizelerinde görebilir. Adalat Bey aynı zamanda bir düşünce şairidir; şiirleri sadece duygular değil, aynı zamanda duruşlar ve çağrılardır. Şiir dili sade ama takdir edici, yumuşak ama keskin, şiirsel ama gazetecilik tarzındadır. Bu şiirde, kelimenin hem yumuşak bir nefesi hem de çelik gibi bir iradesi vardır. Şiir dünyasının özelliği, yaşamadığı hiçbir şeyi kelimelere yüklememesidir. Belki de bu yüzden "bir yazar yaşlandıkça sıradan insanlardan tamamen farklı görünür..." der; çünkü yaşla birlikte kelimelerin hem değeri hem de sorumluluğu ağırlaşır. Edebiyatın özelliklerinden biri de, edebi bir örneğin, bir şiirin yazarı olarak ona baktığınızda bir prototiple karşı karşıya olduğunuzu görmenizdir. Bu an, yazdığınız imge bağlamında bir bireyin deneyimini içerir. “Şairler” adlı şiirimde olduğu gibi: Şairlər bir ömür eşq sərxoşları, İlham pərisinin hüsnündən xumar. Könlü misra-misra söz naxışları, Başına hər vədə çəkiıməz tumar. Şairlər əlləsir yer-göy üzündə, Ruhunu oxşayan sözlə ovunur. Düzünü söyləyir, qalsa da düzdə... Özünün odunda sözü qovurur. Adalat Bey'i bir şair olarak tanıdıkça, bu şiirin onun şiirsel portresi olduğunu düşündüm... Adalat Nebi Garabulud'un şiirleri bir bütün olarak, şairin kalbini Tanrı'ya açtığı ve onunla samimi ve sessiz bir diyalog kurduğu bir "Sessiz Dua" gibidir. Bazen bu dualar cevapsız kalır, hayatın yorgunluğu, bazen sarsılan inanç ve sadece sıkıntılı zamanlarda Tanrı'yı hatırlama korkusu onu etkiler. Şair, insanın Tanrı'yı sadece zor anlarda değil, sevinç ve huzur anlarında da araması gerektiği görüşündedir. Dua sadece bir arzunun ifadesi değil, bazen sessizlikte kurulan bir bağdır... (Bu bağ her zaman güçlü olsun!) Adalat Nabi Garabulud, hayat yolunu Kelam ışığında iç dünyasının yoluna çevirebilen bir şairdir. Açıklık için "Elbiselerimdeki yol..." şiirini okumak yeterlidir. Şiirde, manevi yükseliş, manevi arınma ve ilahi ışıkla yeniden birleşme arzusunu ifade eder. Şair, dünyaya -yani maddi dünyaya- veda etmeyi ve ruhun saf, ışıkla örtülü olarak Tanrı'ya dönmesini diler. Sufi yaklaşım bağlamında, şiirde Sufi dünya görüşünün izleri görülebilir. Gururdan arınma, hatırlamayla temizlenme ve ilahi sevgiyle yanma fikirleri bu dünya görüşüyle tutarlıdır. İkinci kısım bir dua gibidir - şair Tanrı'ya yönelir, O'ndan arınma ve ışıkla örtünme ister. Bu şiirsel örnekte, insanın ruhsal arınmasını, egosundan arınmasını ve Tanrı'nın ışığıyla kuşatılma ve O'nunla yeniden birleşme arzusunu şiirsel bir dille ifade eder. Şiir hem bir dua hem de mistik bir tefekkür örneğidir. Bu anla yankılanan bir duygu çelengi, dize dize hafızamda çiçek açıyor: Özündən özünə yol gedə bilən Minillik yolları qayıda bilir. Yer-göy arasında özünü bölən Özünü qəflətdən oyada bilir. Adalat Bey, "Bozkurtun soyu - Milletin harayı..." adlı eseriyle bin yıllık yollara ne kadar daha geri dönebildi? Bu "şiir bir kronik, destansı bir güce sahip şiirsel bir anıt. Düşüncenin derin katmanlarının bir tezahürü, algı ışığının sanatsal kelimeleriyle süslenmiş, dünümüzden (tarih) bugünümüze (çağdaş) giden yolun sembolü, yarın (gelecek) görüşümüz bağlamında kendimiz olduğumuz bir eser... Zamanın mesafesinden 70 yıl geriye baktığımızda, bir hayatın ne kadar dolu, verimli ve anlamlı olabileceğinin en güzel örneği. Yaratıcılığı, etkinliği ve sivil duruşu, Azerbaycan basın tarihinin ayrılmaz sayfaları haline geldi. Bugün yeni bir çağa girerken, ardında büyük bir miras bırakıyor ve hala yapacak işi var. Çünkü kelimeye hizmet eden insanların yolu asla tamamlanmaz - hayatları yazdıkları kadar uzun, etkiledikleri kadar muhteşemdir. Şiirlerimden birinde dediğim gibi: Hər nəyin, hər nəyin zirvəsi varsa, Ömrün yaş zirvəsi bəlkə də, yoxdu. Ömrün bahar, payız cilvəsi varsa, Ürəkdə çağlayan arzular çoxdu... Kişiliği saflık, dürüstlüktür. Yaratıcıya olan sevgi ve yaratılana karşı şefkatle şekillenmiş, güzel şeylerin ve başarılı özelliklerin dilekleriyle dolu, hayatının 70. yıl dönümü vesilesiyle dostum Adalat Nabi Garabulud'u tebrik ediyorum! Gözlerinize ve kalplerinize dokunacak güzel şeyler ve başarılı özellikler diliyorum! ![]() |
Son xəbərlər
|
Xəbər lenti
Təqvim
|


