Kazakistan ve Türkmenistan Devlet Başkanları Hankendi’ne neden gelmedi?
6-07-2025, 12:40. Разместил: admin

Kazakistan ve Türkmenistan Devlet Başkanları Hankendi’ne neden gelmedi?
Prof. Dr. Seyit AYDIN
Ankara – 06.07.25./Türkel Media/: İktisadi İşbirliği Teşkilatı Azerbaycan’ın ev sahipliğinde Hankendi’nde toplandı. Zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ev sahibi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yanı sıra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar heyetleri ile beraber katıldı. Toplantılarda mühim kararlar altındı. Müessir anlaşmalar yapıldı. Samimi temenniler dile getirildi.
Kazakistan ve Türkmenistan Cumhurbaşkanları ise zirveye iştirak etmedi. İki Cumhurbaşkanı'nın neden bu mühim zirveye gelmediğinin bize göre iki temel sebebi var:
Birincisi Rusya ile Azerbaycan arasında son zamanlarda meydana gelen gerginlik ve ona bağlı hadiseler..
Ocak 2022’de Kazakistan’da meydana gelen protesto ve gösterileri bastırma bahanesi ile eski Sovyet Cumhuriyetleri arasında Rusya, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’ın iştiraki ile kurulan Kollektif Güvenlik Anlaşması Teşkilatı kurucu antlaşmasının 4. maddesi,ne dayanarak Kazakistan a 2500 Rus askeri girip, yerleşti. Aslında bu teşkilat Kollektif güvenliği tarif rden ve üye ülkelerden birine yönelik tehdide ittifak cevabını meşru sayan bir Casus Foederis’tir. Rusya hegemonyasını pekiştirme vasıtasıdır. Rusya bu yolla Türkistan’da nüfuzunu artırmaktadır. Rusya nın protestoları, ayaklanmayı bizzat organize edip, bastırma bahanesi ile de askerini yerleştirdiği, nüfuzunu artırdığı Kazakistan’ın çekingenliğinin bir sebebi Rusya olabilir.
Türkmenistan’ın Milli Marşında “bîtarafız= tarafsızız” ifadesi var. Rusya Azerbaycan gerginliğinin olduğu bir dönemde devlet siyaseti olarak benimsedikleri tarafsızlık prensibini de dikkate alarak Rusya faktörü zirveye katılmamasının bir sebebi olabilir. Türkmenistan’a ; “Biz sizin tarafınızdayız. Siz de bizimsiniz.” Diyoruz. Bunu her daim çok iyi anlatmamız lazım. Kaldı ki Türkiye Türklerinin tahmini olarak 45 milyon kadarı Türkmendir.
Zirveye Kazakistan ve Türkmenistan’ın iştirak etmemesinin ikinci ve mühim sebebi FETÖ faktörüdür. Fetönün 1991’den bu yana Türk Coğrafyasında yetiştirdiği kadrolar devlet kademelerinde çok mühim makam ve yer işgal etmeye başlamıştır. Devlet siyasetinde tesirli olmaktadır. Kazakistan bu hususta en büyük tehlikeye naruz ülkelerin başında gelmektedir. Özbekistan haricinde her Türk Cumhuriyetinde fetö ciddi bir tehlike seviyesindedir. Kazakistan’da yakın zamanda Türkiye ve Türkiye Türklerinin faaliyetlerinde ciddi sınırlamalar görebiliriz. Bu hususta bütün Türk Cumhuriyetlerine tehlikenin büyüklüğü anlatılmalıdır.
Türkiye’de de Fetö bugün için mühim mesafe kat etmiştir. Devlet kademelerine sızma yolu ile yeniden girmiş, büyümeye ve üst kademelere tırmanmaya devam etmektedir. Bu sızma hareketlerini birkaç yoldan yapmaktadır. En mühim kadrolaşmayı bugün Devlet kademelerinde ve kuruluşlarında en büyük tesire sahip olan bir İslami Cemaatin içine sızarak ve orayı kullanarak yapmaktadır. Kadrolaşmada ve üst kademelere yerleşmede için kullandığı diğer vasıtalar selâhiyet sahipleri ile kurdukları akrabalık, arkadaşlık, dostluk ve menfaat münasebetleridir. Fetönün sermayesi de yeniden canlanmıştır. Samimi itiraf veya müessir pişmanlık ( etkin pişmanlık) gibi hileli yolllarla kendilerini kurtarma ve şer teşkilatlarını korumaktan başka bir işe yaramayan metotları aldatmaca olarak kullanmaktadırlar. Ebusseleme Gülen, Orhan İnandı, Faruk Akkan gibi daha birçoğu bu yolu sadece kendilerini kurtarmak ve sınırlı bilgiler vererek teşkilatlarını, mühim yoldaşlarını korunak için kullanmışlardır. Şunu unutmayalım: Fetö basit bir terör teşkilatı değildir. Türkiye’den başlayarak bütün İslam Alemini yok etme planının teşkilatıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı kendi bünyelerindeki sızma ve kadrolaşmalara karşı zaman zaman kısmı operasyonlar düzenlemektedir. Fakat diğer kuruluşların böyle bir tedbiri yoktur. Her kademede fetö yerini alabilmektedir. Halbuki sadece bizim değil, Türk ve İslam Coğrafyasının da fetönün bertaraf edilmesinde Türkiye’nin rehberliğine ihtiyacı vardır. Hasan Sabbah hareketi 300 yılda ancak bertaraf edilebilmiştir. Eğer dikkate alınmazsa bu manada büyük problemler yaşayabiliriz. Türk Devleti güçlüdür. Sonunda üstesinden gelir ama Türk Milletinin yeniden 252 Şehide , 2 734 Gazi vermeye tahammülü yoktur.
Türk Cumhuriyetlerindeki iç ve dış tehlikelerle alakalı işbirliği ve çalışmalara zaten önem veriliyor. Güvenlik ve istihbarat işbirliği anlaşmaları ve bu hususlarda beraber yürütülen faaliyetler mevcuttur. İlaveten yeni planlamalar üzerinde çalışılabilir. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde “güvenlik ve iç-dış tehlike ve tehditlere karış askeri işbirliği birimi kurulabilir. Azerbaycan başta olmak üzere Türk Barış Kuvveti (Sulh Quvve) ihtiyaç olan ülke ve beldelerde vazife yapabilir.
Вернуться назад