NE SÖZÜN NE DE ŞAİRİN YAŞI VARDIR...
Вчера, 20:26. Разместил: admin

Bakü – 10.02.26. /Türkel Media/: Bir şairin hayatı, yıllar boyunca dizelere işlenmiş duyguların ve şiirsel hafızanın izleriyle yazılır. Bu bağlamda, şair-yazar Tapdig Alibeyli'nin 65. yıldönümünün arifesinde, sanatına ve hayatına bir kez daha bakma fırsatı doğuyor.
Bence bu yıldönümü, kaderle yüzleşmiş, şaire hitap eden bir kalbin raporudur. Ancak bu altmış beş yıl sadece bir zaman ölçüsü değil; geride bırakılan acı dolu ve kederli yolların zengin bir haritası, sevinç ve kederin yan yana yürüdüğü bir hayatın, bir toplumsal duruşun ve şiirin kronolojisidir. Çünkü yaşlarını yıllarla değil, yazdıkları sözlerle ölçen insanlar vardır.
Tapdig Alibeyli de bu sanatçılardan biridir. "Sözlerin" sorumluluğu kaderinde ona düşmüştür. Yazdıkları ve yarattıklarıyla, yüce söze olan bağlılığı ve şiire karşı ahlaki sorumluluğu sayesinde, edebiyat ortamında eşsiz, zaten kabul görmüş ve tanınmış bir isim haline geldi. Yaratıcılığının ölçütü olarak Halk Şairi Zalimhan Yakub'un şiirsel büyüklüğünü kabul eder ve bu büyüklüğü şu şekilde değerlendirir:
Zəlimxan ilhamı bir dünya qurdu,
Zamanın fövqündə sözü təzə-tər.
Nə qədər şeir var diri-durudu,
O səs, o nəfəsdən durular bəşər.
Tapdig Alibayli'nin şiiri de bu canlı sözlerden biridir. Dizelerinde ses, nefes, ruh vardır. Bu sözler sadece okuyucuyu düşündürmekle kalmaz, onu arındırır, temizler, iç dünyasına ışık tutar. Bu şiir yapay değildir; yaşanan duygunun, halin, kaderin ve vicdanın samimi bir ifadesidir.
Şairlik hiss, hal, məqamdır,
Gah dərvişlik, gah şamandır.
Gah səhərdir, gah axşamdır...
Şairliyin yaşı olmur!
Bu dörtlük, Tapdig Alibeyli'nin yaratıcı kaderinin şiirsel anahtarıdır. Bazen bir derviş gibi kalbin kapılarını çalar, bazen bir şaman gibi hafızanın derin katmanlarına iner. Şiiri bazen sabah ışığı gibi umut getirir, bazen akşam sessizliği gibi, insanı kendisiyle yüzleştirir. Bu yol, hakikatin sevenleri ve kelimelerin müritleri olan Yunus Emres'in yoludur. Onda kelime hem bir dua, hem bir çağrı, hem de bir sorumluluktur.
Vatan teması, Tapdig Alibeyli'nin şiirinde sadece bir tema değil, kaderdir. Özellikle 44 günlük Vatan Savaşı, şiirinde halkın kahramanlığının bir kroniği haline gelir. Her dizede savaşın nefesi hissediliyor, şehit ruhu dolaşıyor, Hudayar Tesnif'inin yankısı duyuluyor... Ve ayrıca gözlerini yollardan ayırmayan anneler, yarım kalmış hayaller, nişanlı kızların sessiz gözyaşları...
Kırk dört günlük savaşın sesi -
Qəhrəmanlıq səlnaməsi.
Sönbaharın yaz çöhrəsi
Şəhidlərin gül üzündə
Gülümsəyir göy üzündə…
Bu dizelerde acı ve gurur omuz omuza yürüyor. Şair, şehitlerin gül yüzündeki yazıyı görebilecek kadar saf, yüce ve merhametli görünmeyi başarıyor.
Tapdig Alibeyli için toprak sadece bir yer değil; kutsallık, kimlik, kaderdir. Toprağı Türk kaderi, Türk yazısı olarak anlıyor. İsyanı ve sevgisi buradan doğuyor. “Tarih bir Türke yakışır, Türk tarihi” diyerek dünyaya sesleniyor ve şiir diliyle Türk olmanın onurunu ölümsüzleştiriyor:
Türk soraqlı qüdsiyyətim - bu torpaq,
Qanımdakı heysiyyətim - bu torpaq,
Qayəmdəki hüsniyyətim - bu torpaq,
Azərbaycan - Tanrı yazan ünvanım!
Üç renkli bayrak, şiirinde sönmeyen bir inanç lambasıdır - yol gösteren, ruhu uyandıran ve Anavatanı Güneş gibi ısıtan bir ışık:
Üçrəngli Bayrağım -
Hürriyyət sorağım!
İstiqlal yolunda
Əqidə çırağım!
65 yaşında Tapdig Alibeyli, hayata kelimeler eklemediğini, kelimelere hayat kattığını bir kez daha kanıtlıyor. Hayatı, dizelerindeki tazelikle birlikte akıyor, her geçen gün daha da tatlılaşıyor ve zaman zaman maneviyatımızı zenginleştirip dünyamızı aydınlatıyor. Bu manevi ve estetik nitelikler, diğer yazarların Tapdig Alibeyli'nin sözlerine karşı tutumunda da açıkça görülmektedir. Tanınmış şair İladi Ömeroğlu, Tapdig Alibeyli'yi güzelliğe yönelen, sözleri bülbülün şarkısı ve gülün kokusu kadar saf ve doğal olan bir şair olarak değerlendirir:
"Güzelliğe yönelir,
Bülbülden ve gülden yazıyor!"
Ayrıca Tapdig Alibeyli'nin şiirinde adaletin, dinin, bilimin ve bilginin kutsallığının ve çalışkan insanın - "iri elin" - kelimelere dönüştüğünü görür ve bu manevi yakınlığı kelimelerin kardeşliği olarak kabul eder:
"Adaletten ve dinden, bilimden ve bilgiden,
O iri elden yazıyor!"
Tapdig Alibeyli'nin yazdığı her eser, insana yaşamayı, yaratmayı, vatanı, insanları ve Yüce Allah'ı sevmeyi öğretir. Şiiri, edebiyatımız için bir destek, bir dayanak ve bir örnektir. Hayat felsefesi, gençlik aşkı ve geleceğe olan inançla dolu bu eserler, gençleri geleceğe taşıyan yorulmak bilmeyen kanatlar haline geliyor.
Değerli şairimiz, vatanımızın değerli evladı, dileğimiz şudur ki, sözleriniz her zaman canlı kalsın, ilhamınız Yüce Tanrı'nın lütfuyla sonsuz bir pınar gibi akmaya devam etsin. Kaleminizin yolu aydınlık olsun ve dizeleriniz Anavatan'a, insanlara ve hakikate hizmet etsin. Size sağlık, uzun ömür, manevi genişlik ve yeni şiirsel zirveler diliyoruz.
Çünkü değişmeyen bir gerçek vardır: ne sözün ne de şairin yaşı vardır.

Vidadi Orucov
Lankaran Devlet Üniversitesi Fizik, Kimya ve Biyoloji Bölümü Başkanı,
Pedagoji Doktoru, Profesör
Вернуться назад