Kalpten kaleme, kalemden kalbe
15-01-2026, 14:40. Разместил: admin

Hayatımız boyunca birçok insan tanırız, birçok isim duyarız ve birçok yüz görürüz. Ama sadece bazıları hafızamızda iz bırakır, zamanla hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelir. Sessiz gelişleriyle kalplerimize yerleşirler ve biz fark etmeden düşüncelerimizi ve kaderimizi emerler. Bu tür insanlar ne gürültü yaparlar ne de kendilerini öne çıkarırlar. Sadece oldukları gibi kalarak varlıklarıyla değer yaratırlar. Zor anlarda bahaneler üretmeden yanımızda olurlar. Mutlu olduğunuzda, mutluluğunuzu kendi mutluluklarının önüne koyan bu insanlar hayatınızın en güvenilir direkleri olurlar.
İsimleri anıldığında akla ilk gelen şey samimiyettir. İnsan onlarla daha rahat ve güvende hisseder. Konuşmak zorlaşmaz, sessiz kalmak da ağır gelmez. Çünkü sizi anlayan bir kalbin olduğunu bilirsiniz. Zamanla, böyle insanların bir insanın hayatında olmasının bir tesadüf değil, kaderin en sessiz ama en büyük armağanı olduğunu anlarsınız.
Damet Salmanoğlu benim için tam da böyle bir insan. Aramızda yaş farkı olmasına rağmen, onunla iletişimde bu fark asla hissedilmiyor. Samimiyeti, ölçülülüğü ve içten gelen iyiliği insanları ona çekiyor. Öyle bir aşinalık yaratıyor ki, onunla birlikteyken sözlerinizi ölçmenize gerek kalmıyor. Karşınızdaki kişinin sizi yargılamadığını, sizi anladığını biliyorsunuz.
Damet'in varlığı bir insan için destek oluyor. İnsan onunla birlikteyken kendini daha güvende ve güçlü hissediyor. Bu duygu sadece ilişkiden kaynaklanmıyor. Karakterinden, duruşundan ve söz ile eylem arasındaki bütünlükten kaynaklanıyor. Bu yüzden onun hakkında söylenen her söz basit bir betimleme değil, yaşanmış bir gerçekliğin ifadesi.
Bu samimiyet, bu insani nitelik, sözlerine ve şiirlerine de yansıyor. Yazdığı her dizede yapay bir pathos yok, içten gelen bir dürüstlük, yaşanmış duyguların saf bir nefesi var. Bu yüzden Damet Salmanoğlu'nun sözleri okuyucuya yabancı gelmiyor. Çünkü sözleri kalpten geldiği için kalbe ulaşıyor.
İkimizin de kökleri Masalli topraklarına bağlıdır. Elli yılı aşkın süredir kent ortamında yaşamasına rağmen, köyüne ve vatanına olan bağlılığını asla kaybetmemiştir. Nerede olursa olsun, köklerini ve ait olduğu toprağı unutmayan bir kişidir ve toplumda saygı kazanmasını sağlayan da tam olarak bu özelliğidir. Dostlarına olan bağlılığı ve çevresinde yarattığı sağlıklı iletişim ortamı, karakterinin en önemli artılarıdır.
Damat Salmanoğlu aynı zamanda harika bir aile reisidir. Ailesinde babanın sözü saygı, sevgi ise hayatın ölçüsüdür. Şefkatli bir baba ve torunları için sevgili, nazik bir dededir. Onu yakından tanıyan herkes, aileye bağlılık, sorumluluk ve şefkatin karakterinde sadece sözlerle değil, eylemlerle de doğrulandığını bilir. Bu aile değerleri, kişiliğini daha da eksiksiz ve güvenilir kılmaktadır.
Soylu bir aileye mensup olması, davranışlarında, sözlerine ve insanlara karşı tutumunda açıkça görülmektedir. Vakarlık, ölçülülük, itidal ve içsel kültür, yaşam tarzında doğal olarak kendini göstermektedir. Damat Salmanoğlu, sadece bir yazar olarak değil, entelektüel seviyesiyle de öne çıkan bir kişidir. Satrançta da çok başarılıdır ve bu alandaki başarıları tesadüf değildir. Çevrimiçi formatta düzenlenen uluslararası satranç şampiyonasında dünya şampiyonu unvanını kazanması, düşünce derinliğinin ve analitik vizyonunun açık bir göstergesidir.
Damat Salmanoğlu aynı zamanda yetenekli bir şairdir. Eserlerinde şiir, sadece estetik bir olay değil, aynı zamanda toplumsal bir duruştur. Şiirleri, milli kimlik meselesine kayıtsız kalmaz. Aksine, bu konuyu kelimelerin merkezine taşır. “Ben bir Türküm - haykıran bir halkım var” dizesi sıradan bir şiirsel ifade değil, bütün bir halkın çığlığıdır. Bu dizelerde Güney Azerbaycan'ın acısı, ana diline getirilen yasaklar, yüzyıllarca süren baskı ve sabrının sınırına ulaşan bir milletin sesi duyulmaktadır.
Şiirlerinde Araz Nehri, ayrılığın değil, kalplerin birliğinin sembolüdür. Tarih bu şiirlerde sessiz kalmaz. Oğuz Han, Mete Han, Alp Arslan, Safeviler ve Osmanlı mirası, şiirsel hafızanın canlı imgeleri olarak kelimelere geri dönüyor. Bu hafıza, geçmişe bağlı kalmakla ilgili değil, geleceğin sorumluluğunu üstlenmekle ilgili.
Milli ruh, Damat Salmanoğlu'nun eserlerinde özel bir yer tutuyor. "Büyük Turan" gibi şiirlerinde, kimlik üzerine oynanan ideolojik oyunlara karşı açık ve sert bir duruş sergiliyor. Türk birliği onun için bir slogan değil, tarih ve hafızanın dikte ettiği doğal bir hak.
Tüm bu milli çizginin yanı sıra, Damat Salmanoğlu derin bir manevi dünyaya sahip bir şair. "Yaradıb" ve "Keç Güneşimdan" şiirlerinde, iman, tövbe ve ilahi merhamet temaları samimi ve saf bir dille sunuluyor. Burada dini duygu, korkuya değil, umuda ve bağışlamaya dayanıyor.
Sakinlik ve liriklik de şiirlerinde önemli bir yer tutuyor. "Tabiyet nağılı" gibi şiirlerde ideolojik pathos arka plana çekilir, yerini sessizlik, gözlem ve huzur alır. Bu şiirler okuyucuyu hayatın yorgunluğundan uzaklaştırır ve onu sade güzelliklerle baş başa bırakır.
Damat Salmanoğlu'nun eserleri, milli hafıza ve insani değerlerin, gazetecilik duruşu ve aile sorumluluğunun, inanç ve dostluk sadakatinin bir noktada buluştuğu bir şiir dünyasıdır. Şiirleri okuyucuyu kayıtsız bırakmaz. Bazen haykırır, bazen dua eder, bazen de sessizce insan kalbine yol bulur. Bu şiir, kelimelerin hâlâ güç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Eğer köklerden, vicdandan ve insan aydınlanmasından doğarlarsa.
...Şair dostum Damat Salmanoğlu'na yaratıcı yolunda başarılar diliyorum. Zekası her zaman parlak olsun ve şiirleri kelimelerin gücüyle kalplere ulaşsın. Yeni şiirleri hem milli hafızayı hem de okuyucuların ruhlarını zenginleştirsin. Dostluk, samimiyet ve aile değerleriyle dolu hayatında her zaman başarı onunla olsun.
Şarafeddin İlkin,
Şair-yayıncı, Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesi, Cumhurbaşkanlığı bursu sahibi, "Uluslararası Rasul Rza Ödülü" sahibi.
Вернуться назад